bkz. hayatına kimseyi sokmak istemiyor

Güzel ve özel hissettiğim günlerimi yazdığım günlüğümdeki her sayfayı karaladım. Karaladığım her sayfaya, her çizgiye bir anlam çıkarttım da, sildiklerimi çıkartamadım kafamdan. Sorun da bu zaten. Hatırlamak istediğim hiçbir güzel anımı hatırlayamadım ama unutmak istediğim hiçbir anımı da unutamadım. Olsun, artık gördüğüm her siyah çizgide anlam aramaya başladım.

Birlikte olduğunuz, iyisiyle kötüsüyle hayatınızdaki anı defterini dolduran insanlar hayatınızdan teker teker dağıldığında ne oluyor biliyor musunuz? Elinizde kalem ve kağıttan başka arkadaşınız kalmıyor. Önünüze bakmanız gerektiğini, olgunlaştığınızı, bütün değerlerin bi anda silindiğini, tüm her şeyin gelip geçici olduğunu kavrıyor, kimseyle konuşmak istemiyorsunuz. Kimseye bel bağlamamanız gerektiğini, tek başına yaşamanızın sizi daha güçlü kıldığını kavrıyor, kimseyle konuşmak istemiyorsunuz. Kimseye bel bağlamamanız gerektiğini, tek başına yaşamanızın sizi daha güçlü kıldığını anlıyorsunuz. Artık kimseyle samimi olmak istemiyor, hayatınıza kimseyi sokmak istemiyorsunuz.

Şimdi kafamın içindeki saçma ve epik tartışmalar ne zaman son bulur bilmiyorum. Kafamı dinlemek istedikçe kafamın içindeki seslerin bana hükmettiğini düşünüyorum. Kapatın sokak lambalarını, kimseyi görmek istemiyorum.